Toplumda artan huzursuzluğun trafikte daha görünür hale geldiğini belirten Karal, “Bugün toplum mutlu değil, huzurlu değil. Bu durum trafikte, evde, sokakta ve işyerinde en küçük meselelerin bile büyük gerilimlere dönüşmesine yol açıyor” dedi. Son on yılda antidepresan kullanımındaki yaklaşık yüzde 67’lik artışa dikkat çeken Karal, bunun toplumsal yıpranmışlığın ve tahammülsüzlüğün önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
Siyaset dilinin toplumsal davranışlar üzerindeki etkisine de değinen Karal, sertleşen söylemlerin trafikteki agresif tavırları beslediğini belirterek, siyasetçilerin kullandıkları dil konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. “Toplumdan sabır ve kural bilinci bekliyorsak, bu dili önce biz inşa etmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Caydırıcılığın yalnızca para cezalarıyla sağlanamayacağını vurgulayan Karal, kalıcı trafik güvenliğinin etik bir zemin ve adalet duygusuyla mümkün olabileceğini belirtti. Trafik kurallarına uyumun ceza korkusundan önce insana saygı bilincine dayanması gerektiğini dile getiren Karal, bu bilincin çocuk yaşta, eğitim süreciyle kazandırılmasının hayati önem taşıdığını söyledi.
Konuşmasının sonunda altyapı yatırımlarının gerekli ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Karal, “Yolları altınla dahi kaplasanız, insanın kalbine, ruhuna ve zihnine giden yolları iyileştirmeden bu soruna kalıcı çözüm üretmek mümkün değildir. Kanun yazmak kolaydır; zor olan adalet duygusunu ayakta tutmaktır” diyerek, trafikte öfke yerine sükûnetin, kavga yerine saygının hâkim kılınması gerektiğini ifade etti.






















