'Rize Kahvesi' Rizeli Mucidin 1 Milyar Dolarlık ithalata yerli alternatifi oldu

Rizeli mucit Habib Koçal, Türkiye’nin yıllık 1 milyar dolara yaklaşan kahve çekirdeği ithalatını azaltmak amacıyla çaydan izole ettiği kafeini probiyotik bakterilerle işleyerek espresso, latte ve Türk kahvesine uyarlanabilen yerli ve fonksiyonel "Rize Kahvesi" geliştirdi.  

RİZE HABERLERİ - 19-09-2026 09:00

  Türkiye’nin yıllık yaklaşık 1 milyar dolara ulaşan kahve çekirdeği ithalatına karşı Rize’den yerli bir alternatif geliştirildi. Rizeli mucit Habib Koçal, çaydan izole edilen kafein ve teini probiyotik mikroorganizmalarla işleyerek hem espresso ve latte formuna hem de Türk kahvesine uyarlanabilen fonksiyonel "Rize Kahvesi" üretti. Projenin dış ticaret açığını azaltacak ve çayın katma değerini artıracak stratejik bir Ar-Ge çalışması olduğunu belirten Habib Koçal, çayın kahveden daha zengin bir kafein kaynağı olduğuna dikkat çekti. Yapılan çalışmada, 1 kilogram kahvede ortalama 10 ila 18 gram kafein bulunurken, 1 kilogram çayda bu oranın yaklaşık 30 grama ulaştığını kaydeden Koçal, çaydan izole edilen saf kafeinin sert yapısının, 10 yıllık Ar-Ge geçmişi bulunan faydalı probiyotik mikroorganizmalar (Lactobacillus) ile fermantasyona tabi tutularak yumuşatıldığını ve fırınlanarak içilebilir forma getirildiğini ifade etti. Ürünün kutu içi stabilitesi ve raf ömrünün ise küflenmeyi önleyen özel faydalı bakteriler vasıtasıyla 2 yıllık optimizasyon sürecinin ardından sağlandığını sözlerine ekleyen Koçal, geleneksel kahvelere oranla daha az gramajla aynı yoğunluğun elde edildiğini, büyük boy bir lattenin 5 gram, Türk kahvesi modelinin ise 1 gram ürünle hazırlanabildiğini aktardı.

  "Çayda 1 kilosunda 30 gram kafein var"
  Geliştirdiği ürün için 2 yıl boyunca raf ömrünü uzatabilmek için araştırma ve geliştirme çalışması yürüttüğüne değinen Habib Koçal, "Biz 3-4 parametreyle işleri öne alırız. Biz geliştirdiğimiz ürünlerde Türk insanının daha çok zıddına düşünürüz. Deriz ki, 'Biz bu ürünü geliştiriyoruz da biz bunu nasıl satarız?' diye düşünmeyiz, 'Nasıl pazarlarız?' diye düşünmeyiz. 'Bizim buna neden ihtiyacımız var?' kendimize deriz; 'Bizim buna ihtiyacımız var mı toplum olarak, kendimiz olarak?' Biz bu parametreyle bakarız. Yani insanların ihtiyacından çok kendi ihtiyacımız. Bizim ihtiyaçlarımız arasında ne var? Tat var, aroma var, lezzet var, mevzuatlara uygunluk var, yasal mevzuatlara uygunluk var; bunların tamamını biz öne alırız. Ve bazen 3 yıl, 2 yıl sürer. Mesela bu 2 yıl önce bitmişti normalde bu proje. 2 yıl önce bitti ama stabiliteyi sağlayamıyorduk. Yani raf ömrü dediğimiz bir şey var, bu ürünlerde raf ömrünü sağlamanız lazım. Çaydan izole edilen kafeinler ve teinler var. Kafein miktarı 1 kilogramda 30 grama yakındır, kahvenin 1 kilosunda 10 ila 18 gram arasındadır. Kahve uyarıcı olarak tanımlanır insanların beyninde. İşte 'Kahve içmeden hayata başlayamıyorum, uyaramıyorum, kendime gelemiyorum...' Halbuki çayda 1 kilosunda 30 gram var. Biz bunu onun içinden çayla beraber sunamıyoruz. Bunu izole ediyoruz. Espresso gibi bir tadı vardır. Bir de yumuşatılmış hali bu; orijinalini görseniz onu hiç sevmezsiniz, sert bir kafeindir. Biz buradaki mikroorganizmalarla, yani daha çok Lactobacillus basiliyle ona giydirerek önce onu yumuşatıyoruz, parçalıyoruz, kafein miktarını içilebilir bir forma getiriyoruz. Ondan sonra tekrar fırınlanıp insanın sunumuna hazırlıyoruz onları" dedi.

  "Türkiye'nin içine 100 milyon dolar kalsa korkunç bir rakamdır"
  Kahve çekirdeği ithalatına değinen Koçal, Türkiye'nin kahve çekirdeği için yılda 900 milyon dolar bir para harcadığını hatırlatarak "Şimdi, ülkemizde çay ve kahve parametrelerine baktığınız zaman; kahve sektörü yükselmekte, çay sektörü azalmakta. Buna ihtiyaç nedir? Kafein miktarı. İnsanlar kafein alıyorlar, çay içmiyorlar. E ne yapmak lazım? Yıllık bizim Etiyopya, Arabica veya işte Brezilya gibi çekirdeklerden 900 milyon dolar, yani 1 milyar dolara yakın ithalatımız var. Yani çekirdek ithal ediyoruz ülkede. Yani ülkeden 1 milyar dolar kahve çekirdeğine gidiyor. Şimdi, ikame ürün vardır. Yani aynı işi görebilecek ikame bir ürün geliştirdik. Kahve pazarı büyümüş, bunlar ticaret, yatırımlar yapmışlar, bunlara lafımız yok. Ama bu pazardan yüzde 10 alsanız Türkiye'nin içine 100 milyon dolar yapar. Yani Türkiye'nin içine o pazardan 100 milyon dolar kalsa, 100 milyon dolar da korkunç bir rakamdır. Düşünün, tüm Rize'nin çayına harcanan para 1 milyar dolar. Ve biz 1 milyar dolar kahveye ödüyoruz. Biz tabii 3-4 parametrede bunu düşünüyoruz. Yani hem üretimi düşünüyoruz hem ülkemizin geleceğini düşünüyoruz hem sağlıklı bir içecek. Biz buna 'fonksiyonel ürün' diyoruz. Yani bir fonksiyon yüklüyoruz ona. Diyoruz ki; Biz çaydan izole edilen kahve, kafein daha çok ağırlıklı, biz Lactobacillus ona yükleyerek içindeki mikroorganizmaları probiyotik mikroorganizmalarla fonksiyonel ürün haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

  "Türk kahvesini 1 gramla yapabiliyoruz"
  Ürünün içeriğine ve kullanımına ilişkin detaylar veren Koçal, küçük ölçeklerle büyük lezzetlerin ortaya çıktığına dikkat çekerek "Türkiye için çok önemli bir ürün, Rize için çok değerli bir ürün. Yani Rize kahvesi dememizin sebebi kahve ile çay arasındaki parametreler neredeyse yakın. Yani insana sağladığı şey yakın. Çayda da uyarıcılık vardır, kahvede de vardır. Ama siz çayın yerine ikame etmiyoruz onu, kahvenin yerine ikame ediyoruz. Yani yurt dışından harcadığımız bir para var, 900 milyon dolar. Biz bu pazarı Rize ve Türkiye'ye kazandırırsak yeni bir ürün. Bunun lattesini yaptık, Türk kahvesi modellemesini yaptık, espressosunu yaptık. Daha çok bizim mesela arkadaşlar geliyorlar bu İzmir'den gelen arkadaşlar, baristalar, ürünün çeşitliliğini geliştirecekler. Kendi reçetesini hazırlayacak. Burada en önemli olan o rengi, o aromayı 5 gramla yapıyoruz. Bunu 20 gramla, 30 gramla yapabilirler. Türk kahvesini 1 gramla yapabiliyoruz. Bu korkunç bir fonksiyondur. Yani kattığınız şey normal bir şey değil. Tat, aroma, koku siz onu zaten tattınız, gördünüz; insanın kullanabileceği bir formda yaptık onu" dedi.

  "Yurt dışına ihraç etmemiz lazım"
  Gelecek hedeflerini aktaran Koçal, bu ürünü yurt dışına pazarlamayı hedeflediklerini ile getirerek "Tabii ki 2027 yılında üzerine ekleyeceğimiz formatlar vardır daha. Biz ilk demoları yaptık daha. 2027 yılında ilk başlarında olabilir, mayıs ayında olabilir; yani o arada biz bunu Türkiye'nin her türlü kafesine, özellikle yurt dışına ihraç etmemiz lazım. Hani diyorlar ya Türk kahvesi, gerçekten ham maddesi bizde. Yapabiliriz bunu yani. Bunun adını 'Tea-Coffein' koyarız, 'Çay ve Kahve' koyarız; bu isme takılmamak lazım. Biz buna Rize kahvesi şimdilik dedik. Yani millî değerimiz, bizim fabrikalarımızdan bunu alıyoruz, işliyoruz, yapıyoruz, bu forma getiriyoruz. Yani bu çok büyük bir Ar-Ge'dir. Gerçek Türk kahvesi ise bu! Ama kahvenin başka parametreleri var, içinde olması gerekmiyor o parametrelerin. Burada daha üstün parametre var. Bir içiyorsunuz tein, yani çayın aromasını damağınızın arkasında alıyorsunuz. Bir içiyorsunuz kahve alıyorsunuz. Bir içiyorsunuz latte... Yani bir arada yaşayabileceğiniz bir form, bunu kahvede yaşayamazsınız" şeklinde konuştu.

Günün Diğer Haberleri